cCc
  Yöresel Halk İnaçlarımız
 
YÖRESEL HALK İNAÇLARIMIZ VE UYGULAMALARI

Halk inançları deyimi toplum tarafından kabul edilmiş ilâhî bir dinin bilinen hükümleri ve öğretileri dışında kalan, fakat halk arasında yaygın bir şekilde yaşatılan, itibar gören ve bir sonraki nesle aktarılan inanmalardır. Halk arasında yaygın olan toplumsal kabullenmeler, benimsemeler, âdet-gelenek olarak varlığını sürdüren bir takım folklorik uygulama ve pratikler halk inançları şeklinde adlandırılmaktadır.

Halk inançları, hayatın hemen hemen her ünitesinde yer almıştır. Teknik gelişmelerden tutun da, evlenmeden, doğumdan, ölümden, sosyal hayatımızdaki her türlü etkinliklere kadar benimsenen halk inançları vardır.

Dinen İslam tarafından yasaklanmış ve İslam’a ters düşen inançların halk arasında yaşatılması; eski inanç, kültür, örf, âdet ve folklorun tesirine bağlanabilir. Ancak zaman geçtikçe İslam’a ters olan inançlar yavaş yavaş terk edilmekte, bazı halk inanışları azalmakta, bazıları tamamen yok olmakta, bazıları ise Türkiye genelinde olduğu gibi hâlâ varlıklarını devam ettirmektedirler. Bu inanışların zamanla görülemez olması eski kültür, örf ve âdetlerin zayıflamasına, İslami eğitim-öğretim, bilgi ve şuurun artmasına, bu sahada bilgili kişilerin, eserlerin çoğalmasına; yol, araç, hastane, okul vb. imkanların yaygınlaşmasına bağlamak mümkündür.

A) Uğurluluk ve Uğursuzluklarla İlgili İnanışlar

1. Günlerle İlgili Olanlar

Sabah erkenden kalkan kişinin rızkı bol olur. Sabahleyin sağ tarafından kalkan kişi için o günkü işleri hayırlı ve normal; sol tarafından kalkan kişi için o günkü işleri ters gider. Geceleyin küçük çocuklara aynaya baktırılırsa bahtlarının kapanacaklarına inanılır.

Geceleyin tırnak kesmek, ıslık çalmak, sakız çiğnemek iyi sayılmaz. Geceleyin ıslık çalan kişi cinleri etrafına toplamış olur ve cin çarpmasına uğrayacağı kabul edilir. Geceleyin sakız çiğneyen kişi ölü eti çiğnemiş sayılır.

Salı günü uğursuz bir gündür. Bu günde yeni bir işe başlanmaz. Başlanan işin sallanıp kalacağına inanılır.

Perşembe günü okuldan çıkan öğrencilere elma, mısır patlatması, bisküvi, şeker, pişi, katmer, nokul gibi yiyecekler dağıtanların işleri iyi gider.

Cuma günü ömür kısalır diye saç ve tırnak kesilmez.

2. Yer ve Eşyalarla İlgili Olanlar

Ağaç, taş ve damlarda yuva yapan hayvanların yuvasını bozmak uğursuzluk sayılır.

Bir elbiseyi kişinin üzerinden çıkarmadan dikmek uğursuzluk sayılır. Şayet elbise kişinin üstünde dikilirse diken kişi ağzına bir şey alır; almaz ise üzerinde dikiş dikilen bir iftiraya uğrar.

Bulaşık suyu, bir yere besmele okunduktan sonra dökülür. Besmele okunmadan dökülürse dökeni cinler çarpar.

Ekmek pişirirken teknede hamur bitince, bereketin kesilmemesi için hemen tekneye ekmek koymak gerekir.

Eşik üzerine oturulmaz. Oturulur ise cinlerin veya şeytanın çarpacağına inanılır. Evde ne kadar cin, peri varsa barınak yerleri ev eşikleridir. Eşiğe oturan eğer kızsa kısmeti kapanır ve evde kalır, erkekse kapılarda kalır ve daima başkasının işinde çalışır. Sağlıklı olan yedi ailenin evlerinin eşiklerinden alınan kıymıklar yakılarak, dumanı hastaya koklatılırsa hasta iyileşir. Kişi gücü yetmediği birine kızdığında görünmeden kişinin evinin önüne kabirden aldığı toprağı serptiği taktirde onu kötü duruma düşürür.

Makas evde kesinlikle çiviye asılmaz. Çiviye asılan makasın ağzı açık kalacağı için düşmanların da ağızlarının açılacağına ve haklarında kötülük yapmak üzere konuşacaklarına inanılır. Makas genellikle minder, döşek gibi eşyaların altına konulur.

Merdivenin altından geçmek uğursuzluk sayılır. Geçenin işleri ters gider.

Mezarlık, türbe ve yatırların yanından geçerken dua okunması gerekir. Aksi taktirde yatan ölülerin ahirette davacı olacağına inanılır. Mezarlıktan geçerken bir ekmek vb. bir yiyecek bırakmak çok sevap kazandırır.

Sabun birisine verilirken elin tersiyle alınıp verilir. Böyle yapılmazsa alanla verenin araları açılır, sonunda kanlı bıçaklı düşman kesilirler.

Ocaktaki sac ayağı ters çevrilmez, aksi taktirde evden ölü çıkar.

Yeni yapılan binanın temeline kurban keserek, kan akıtmak o binayı uğurlu kılar ve musibetlerden korur.

B) Canlı-Cansız Varlıklarla İlgili İnanışlar

1. Canlı Varlıklarla İlgili İnanışlar

a) Hayvanlarla İlgili Olanlar

Baykuş: Halk arasında baykuşa “Koca Kuş” da denilir. Baykuşun ötmesi sonucu öttüğü eve veya dükkana bela gelir yahut o evden birisi hastalanıp yatar, bir organına zarar gelir. Baykuş ötünce bir soğanın kafası alınır ve “Al arzunu ver muradımı” denilerek, baykuşun öttüğü yöne doğru atılır. Baykuş öterken ne tarafa bakıyorsa o tarafta bir felaket olacak demektir.

Horoz: İkindi vaktinden gece; şafak sökene kadar horozun ötmediği vakitlerdir. Bu süre içinde öten horoz, vakitsiz öttü diye kesilir, eti yenir.

Kaplumbağa: Kaplumbağa ters çevrilirse kurtulmak için Allah’tan yardım ister ve yağmur yağmasına neden olur.

Karga: Bir karga evin damına gelip öterse eve pek yakında mutsuz bir haber gelir. Karganın öttüğü evden birisi hastalanır ve ölür. Karga kara olduğundan kara günlere işaret sayılır.

Kedi: Kediyi öldürenin başına çok büyük kazalar ve belalar gelir. Kara kedi insanın önüne çıkarsa işlerin ters gideceğine inanıldığından dolayı kedinin önden geçmemesi için gidilen yol değiştirilir. Kedi, kendi kendine yalanırsa o eve misafir gelir.

Köpek: Uzun uzun köpek uluması bir felaketi bildirir. Buna karşılık köpeğe ekmek verilir. Uluyan köpekler evin önünden uzaklaştırılır. Ezan okunduğunda uzun uzun uluyan köpek ya öldürülür ya da alınarak uzaklara bırakılır.

Örümcek: Örümcek evini bozmak hoş karşılanmaz. Bunu yapan çocuklar azarlanır.

Tavşan: Bir işe giderken yolda bir tavşan görülürse o iş iyi gitmez, kesinlikle bir aksaklık olur.

Uğur Böceği: Uğur böceği kimin eline konarsa o kişi hacca gider. Eline veya vücudundan bir yerine uğur böceği konan kişi çok şanslı sayılır. O gün, o kişinin bütün işleri iyi gider.

Yılan: Yılan öldürmek ya da ölü yılan görmek uğurlu sayılmaz. Öldürenin veya görenin başına kötülükler gelir. Ölü veya öldürülen yılan yakılırsa bereketli yağmurlar yağar. İşe giderken yılan görülürse uğurlu sayılır. Gidilen işin yılan gibi akıp gideceğine inanılır.

b) Bitkilerle İlgili Olanlar

-Kutsiyetine inanılmış belirli bir ağaç yoktur. Ancak cinsi ne olursa olsun mezarlık, yatır ve türbelerin bulunduğu yerlerdeki ağaçlar kesilmez. Ağaç dikilmesi büyük sevaptır. Ağaçların altına işenmez. İşenirse cinler, insanın ağzını, yüzünü eğerek çarpar.

-Bir elmanın kabuğu hiç parçalamadan bıçakla soyulup, yatılan yastığın altına koyulursa gece uyurken sevdiğinin kim olduğu görülür.

-Narın içindeki taneleri hiç dökmeden yiyen kişinin dileği kabul olur.

c) İnsan ve Organlarıyla İlgili Olanlar

Ayak: Evden çıkarken önce sağ ayak atılır. Eve, okula, cami ve işyerlerine sağ ayak ile girilir. Tuvalet, banyo, hamam gibi yerlere ise sol ayakla girilir. Sağ ayağın altı kaşınınca yolculuğa çıkılacağına, sol ayağın altı kaşınırsa misafir geleceğine inanılır.

Diş: Diş insanın kutsal organlarından sayılır. Çektirilen diş veya kendiliğinden çıkan diş rasgele bir yere atılmaz. Dua edilerek bir kağıda sarılır ve duvar kovuğuna konulur. Bu davranış ile dişin sahibini cennete götüreceğine inanılır.

El: Sağ avuç içi kaşınınca para alınacağına, sol avuç içi kaşınınca para verileceğine inanılır. Yemek vb. yiyecekler sağ elle yenilmelidir. Sol el yalnız tuvalette kullanılır. İşler sağ elle yapılır. Sol elle yapılan işlerde uğursuzluk düşünülür.

Göz Seğirmesi: Sağ göz seğirirse iyi, sol göz seğirirse kötü haber geleceğine işarettir.

İşemek: Ağaç altına, örümcek evlerine, hayvan terslerine işenildiğinde cinler çarpar. Ayrıca güneşin doğduğu, battığı yöne ve kıbleye karşı işenmez.

Kulak: Bir kişinin kulağı çınladığında başka bir yerde kendisi hakkında konuşuluyor demektir. Birisi anılırken de “Kulağı çınlasın” denir.

Saç: Kesilen saç ayak altına atılırsa atanın başı ağrır. Kızlar, saç uzatır inancı ile sığır etinin sinirinin fazla olan yerinden yerler.

Tırnak: Gece tırnak kesmek uğursuzluk getirir. Kesilen tırnaklar gelişigüzel yerlere atılmaz, yakılır veya toprağa gömülür. Çocukların ilk el ve ayak tırnakları kesildiğinde tırnaklar sokağa atılır ve onları tavuklar yerse hem çocuk hem de ailesi dertten kurtulmaz. Kesilen tırnak ateşe atılırsa ailecek sara hastalığına yakalanılır.

d) Gözle Görülemeyen Varlıklarla İlgili Olanlar: Yörede, İslam dininin iman esasları içerisinde yer alan Allah, melek, cin ve şeytan gibi varlıkların kabulüne şüphesiz inanılmaktadır. Halk arasında cinler hakkında şu inanışlar vardır:

Geceleri çok defa kara kedi suretinde görünürler. Böyle bir kediye vurulursa insan cin çarpmasına uğrar. Kara yılanın da aslında yılan şekline girmiş cin olduğuna inanılır.

Geceleyin dışarıya sıcak bulaşık suyu dökülürse cinlerin bir yerini yakacağı inancı ile insanı cin çarpar.

Gece dışarıya sıcak bulaşık şeyler dökülürse cinlerin bir yerini yakacağı için insanı cin çarpar.

Melek denilince nezih, temiz ve güzel varlıklar akla gelmektedir. Kötü kokulardan rahatsız olan, sadece iyilik düşünen, Allah’ın emirlerini yerine getiren varlıklardır.

Yörede, cin çarpmasına uğramamak için dualar okunur. Cin çarptığına inanılan kişileri okuması kuvvetli olduğuna inanılan hocalara, dedelere götürülür, muskalar takılır.

2. Cansız Varlıklarla İlgili İnanışlar

Ateş: Ateş yanarken alevden “tısss” diye ses çıkarsa o kişiyi birinin andığı söylenir. Anan kişinin adı tahmin edilerek çabukça söylenebilirse ateşin içinden gelen ses kesilir.

Ay-Yıldız: Bir kişi, gece yıldızlara bakarken bir yıldızın kaydığını görürse ve bu anda bir dilek tutarsa o dileği gerçekleşir.

Ayna: Ayna kırılırsa bir felaketin geleceğine inanılır.

Gökkuşağı: Gökkuşağının altından geçen kimse erkekse kadın, kadınsa erkek olur.

Kıble: Kıbleye karşı ayak uzatılmaz.

Kına: Elinde kına olan bir kadın, o kınanın üzerine yeniden kına yakmaz. Yakarsa kocası tarafından üzerine eş getirir. Bunun için kınasının rengi tamamen geçmeyen kişi yeniden kına yakmaz.

Küçük Çay Çöpü: Çay bardağının içinde çaya ait küçük çöp çıkarsa misafir gelir. Çöpe bakıldığında eğer çöp uzun ise misafirin uzun boylu, kısa ise misafirin kısa boylu olacağına inanılır. Çöp iki ucundan bastırıldığında çöp eğilir ve kırılırsa misafirin kadın, eğilmezse erkek olduğuna inanılır.

Testi: Evde bulunan testi kaza ile aniden devrilirse eve bir misafirin geleceğine inanılır.

C) Nazar (Göz Değmesi) İle İlgili İnanışlar: Halk arasında nazar kelimesi yerine, “göz değmesi, göze gelme, isabet” gibi kelimeler kullanılmaktadır. Bakışlarında tesir olan kimselerin (özellikle mavi gözlü olanların) baktıkları canlı veya cansız nesnelerde olumsuz yönde gelişmeler olmakta ve buna karşı önceden çeşitli tedbirler alınmaktadır. Bu tedbirler şöyle özetlenebilir:

Ağaçlara nazar değmesin diye ölmüş kaplumbağanın kabuğu veya bir parçası ağaçlara bağlanır.

Evlere bereket getirsin, nazar değmesin diye üzerlik tohumları ve buğday başaklarından yapılmış kolyeler asılır.

Evlerin giriş kapılarına at nalı, küçük yavru kaplumbağanın kabuğu asılır.

Çörek otunun her tanesi ayrı ayrı okunur, bir bezin içine konduktan sonra nazar değmemesi istenen kişinin giysisinin bir yerine dikilir.

Mavi boncuk, çörek otu, çıtlık ağacından yapılan nazarlık bir hocaya okutturulur. Bunlardan biri elbiselere dikilerek vücutta taşınır. Ayrıca muska yazdırılır ve taşınır.

Tarlalara kuru at veya eşek kafası bir dikili sırığa veya ağaca bağlanarak bırakılır.

Araçlara Kur’an, enam, maşallah, mavi boncuk, göz resimleri, el resminin içine çizilen göz resimleri asılır.

Bir şeyi hayırlı etmek, bir şeyi kutlamak ve göz değmesini önlemek için “Maşallah”, “Hayırlı olsun”, “Güle güle kullan”, “Allah bağışlasın” vb. sözler söylenir.

Yörede, genel inanışa göre eğer çocuğa nazar değdiyse çocuk devamlı ağlar. Nazar değen büyük biriyse üzerinde bir ağırlık olur, hastalanır ve iştahsızlanır. Nazardan kurtulmak için başlıca şu âdetler yapılır:

Nazar değen kimseye kurşun dökülür, suyu o kimseye içirilir.

Biraz suya:

"Akgöz, kara göz, sarı, mavi, yeşil, ela göz İnne fiş inne fiş inne fiş Kara yılanın sütünü yoğurt mayalamışım Ye de çatla, patla, çık." diye bir duâ okunarak, her renkteki göz için suya bir kömür parçası atılıp çalkalanır. Bu suyla yıkanılır, biraz da içilerek kalanı ateşe dökülür.Üzerlik yakılarak dumanın üstünden atlanılır. Baş, kol ve ayaklar bu dumanın üzerinde biraz tutulur.

Kur'an'dan ayetler ve Felâk ile Nâs sureleri, üç İhlâs ile bir Fâtiha suresi okunur.

Dört yol ortasından çöp alınıp toplanır, ateş yakılır ve ateşin üzerine tuz konularak çocuk atlatılır. Nazar edenin gözü burada patlatıldığına inanılır.

Yedi eşikten gizlice parça alınır ve hasta olan çocuğa tütsü yapılır.

Nazarı dokunan kimselerin üzerinden bir düğmesi veya sırtındaki elbiselerden bir parçası haberi olmadan alınıp nazar değdiğine inanılan hayvana yedirilir.

Ocaklı veya başkasından hastalığı iyileştirmek için el almış kişi üç parça kaburga kemiği üzerine, Arap harfleriyle birisine berakış, ikincisine betakış, üçüncüsüne etakış kelimelerini yazar, bunu dumansız kor üzerine bırakır ve o sudan hastaya içirilir.

Yörede muska, hamayıl (büyük muska) yazdırmak ve taşımak, muska şeklinde cevşen duasını taşımak suretiyle hastalıklardan, kötülüklerden ve kem gözlerden korunulur.

D) Büyü-Sihir-Tılsım-Muska İle İlgili İnanışlar: Yörede, halk arasında “büyü, sihir, tılsım ve muskacılık” tabirleri birbirleri yerine kullanılır. Büyücülük açık-gizli, isteğe bağlı olan-olmayan şeklinde olduğu gibi olumlu ve olumsuz olarak da iki kısımda değerlendirilebilir.

Olumsuz olarak yapılan büyü şu amaçlar için yapılır: Düşmanlık, kıskançlık, çekemezlik nedeniyle eşlerin arasını açmak, bir kızın kısmetini bağlamak, erkeklik uzvunu bağlamak, mağdur etmek veya süründürmek.

Olumlu olarak yapılan büyü ise şu amaçlar için yapılır: Arası iyi olmayan iki eşin veya kimsenin arasını düzeltmek, kurdun ağzını bağlamak, baht açmak, çalınan eşyayı bulmak, cin çarpmasını kaldırmak, eşlerden birinin diğerini itaatına almak, çocuğu olmayanı çocuk sahibi yapmak, nazarı önlemek.

E) Rüya Tabirleri

Rüyada ay ışığı görmek aydınlığa, hayıra işarettir.
Rüyasında ağlayan sevinir.
Rüyada ölü görmek, diriden haber alınacağına işarettir.
Rüyada suya giren paraya kavuşur.
Rüyada ip gören yola gider.
Rüyada ayakkabı görmek, darlığa işarettir.
Rüyada koyun görüldüğünde hayıra, keçi görüldüğünde şeytana işarettir.
Rüyada deve sürüsü veya çadır direğinin göçtüğü görülürse akrabadan birisi ölür.
 
   
 
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Sigaraya  Hayir



IP adresi

Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

|| C ¤ ||ÖZKAN CENGİZ ||C ¤ ||SEVDAMIZ ISPARTA İLİ YALVAÇ İLÇESİ TIRTAR KÖYÜ ||C ¤ || http://www.tirtar.tr.gg || C ¤ || Ziyaret ETTİGİNİZ İÇİN TEŞEKÜREDERİM. || C ¤ ||

||C ¤||Aşağı TIRTAR KÖYÜ VE Yukarı TIRTAR KÖYÜ WEB SİTESİ SAYGILAR VE SEVGİLER TÜM HEMŞERİLERİME ||C ¤ ||