cCc
  Yöresel Ata sözlerimiz Deyimlerimiz Tekerlemelerimiz
 
YÖREMİZDEN ATA SÖZLERİMİZ, DEYİMLERİMİZ'TEKERLEMELERİMİZ'YAKIMLAR TABİRLERİMİZ 'DESTANLARIMIZ

ATA SÖZLERİ;

Acele işe şeytan karışır.
Aslan yatağından belli olur.
Ayağını yorganına göre uzat.
Atlar beslenirken, kızlar süslenirken, yara sıcakken sarılır.
Arının belasını çekmeyen bal yiyemez.
Adak adamak kolay, ödemek güçtür.
Ağaç yaş iken eğilir.
Akıl yaşta değil, baştadır.
Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
Ay var günü besler, gün var ayı besler.
Adamın iyisi işin başında belli olur.
Altın yere düşmekle pul olmaz.
Aç ayı oynamaz.
Aç tavuk kendini darı anbarında görürmüş.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
At ölür nalı kalır,yigit ölür namı kalır...
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
Arap eli öpmekle dudak kara olmaz.
Ava giden avlanır.
Ak akçe kara gün içindir.
Alimin yanında dilini, zenginin yanında keseni tut.
Açın koynunda hamırsız eylenmez.
Acı söz er beli büker.
akacak kan damarda durmaz.
Ava giden avlanır.
Ak akçe kara gün içindir.
Ağır taş yerinde kalır.
Ayı yününden post, düşmandan dost olmaz.
Akan su pislik tutmaz.
Aç doymayacağım, tok acıkmayacağım sanır.
akşam olunca kuş yuvasını, kuzu anasını arar.
akla gelmeyen başa gelir.
anası ne ise danasıda odur.
ayak almadık taş, başa gelmedik iş olmaz.
Aç koyma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.
alışmış kudurmuştan beterdir.
ah yerde kalmaz.
Allah yorulanı yolda, bunalanı darda bırakmaz.
ağaç yapraksız, avrat nikahsız olmaz.
Aça kuru ekmek bal helvası gibi gelir.
Acı sakız gibi yapışır, kedi gibi sırnaşır.
Akrabalar, akrep olmuş kimse bilmez nettiğini, Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini.
Alan razı satan razı, ne halt eder it Niyazı.
Alemin tenceresi kapalı kaynar.
Anası ne ise danası da odur.
Aramakla güzel bulunmaz.
Aşı pişiren soğutsun, doğuran avutsun.
Ata et ite ot döker.
Atın bahtsızı arabacıya düşer.

bayramda köpek tavlanmaz.
Başta akıl olmayınca kuru kafa neylesin.
Baş başa vermeyince, taş yerinden oynamaz.
Bal tutan, parmağını yalar.
Bakarsan bağ, bakmaksan dağ olur.
But sıkmakla a. daralmaz.
Bilen biler, bilmeyen bir tutam mercimek zanneder.
Bıçağı kestiren suyu, insanı sevdiren huyu.
Bekarın parasını it yer, yakasını bit yer.
Bıçağı kestiren suyu, insanı sevdiren huyu.
Besledik büyüttük danayı, şimi tanımaz anayı.
Bu günün işini yarına koyma.
Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Bilmediğin ot karın ağrıtır.
Bir bulutla kış olmaz.
Boş keseden beleş bağışlar.

Cesaret insanı zafere, korkaklık ise ölüme götürür.
Cami ne kadar büyük olursada, imam bildiğini okur.
Cahile laf anlatmak, deveyi hendekten atlatmaktan zordur.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.
Çalı çırpı ile ev yapılmaz.
Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.
Çalışmak en hayırlı sermayedir.
Çok çalışan çok kazanır.
Çok gezen ayağı diken batar.
Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz.
Çok yaşayan değil, çok gezen bilir.
Çürük tahta çivi tutmaz.
Çivi çıkar, yeri kalır.

Dağa gidenin işi, kabak keçinin yaşı belli olmaz.
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
Damlaya damlaya göl olur.
Demir tavında dövülür.
Dere geçerken at değiştirilmez.
Denize düşen yılana sarılır.
Demircinin canı, demirden pek gele.
doğru gidenin baş duvara çarpmaz.
doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Dost kara günde belli olur.
Dostun bin ise az, düşmanın bir isede çok.
duvarı nem insanı gam yıkar.
Düğün evini bilmeden keşkek sahanının alıp koşma.

Gün çarığı, çarıkta ayağı sıkar.
Görünen dağın dibine tez varılır.
Gençliği ihtiyarlığa hazırla.
Gülü seven dikenine katlanır.
Güzellik geçici, akıl kalıcıdır.
Gülme komşuna, gelir başına.
Gülü seven dikenine katlanır.
Güneş girmeyen eve doktor girer.
Gergin ip çabuk kopar.

Göl yerinde, su eksik olmaz.
Görgüsüze b..un panzehir demişler, gölün ortasına sıçmış.
Gül dikensiz olmaz.

Emanet eşeğin yuları gevşek olur.
Ekiz eşi, kavga başı.
Ev alma, komşu al.
El eli yıkar.
El elden üstündür.
Erken kalkan aldanmaz.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur.
Eşeğe semer yük değildir.

Fukaranın cebi boş gönlü doludur.

Hamam tokmağı gibi başa vurur.
Her balık kendi yemi ile tutulur.
Her çıkık yerini bulur.
Her sakaldan bir kıl alsan köseye bir sakal olur.
Herkes ayağına ipin nereden takıldığını bilir.
Herkes gidişen yerini kaşır.
Herkes kaşık yapar ama, sapını yapamaz.
Her zaman gemicinin istediği rüzgar olmaz.
Hesap bilmeyen kasap, ne satır kor, ne masat
Herşeyin yenisi, dostun eskisi iyidir.
Hamama giren terler.

Kendini çok öven imamın, cemaati az olur.
Kardeş kardeşi olmuş, yar başını tutmuş.
köpek neylesin takkeyi, lingirderken düşürür.
Kul sıkışmayınca hızır yetişmez.
Kazanmayınca kazan kaynamaz.
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Keskin sirke küpüne zarar.
Kar eden ar etmez.
Kaynana böcü, oğlu cici olur.
Kar yağdığı gün tozar.
Karının adını söyle ama kârını söyleme.
Karpuz kesmekle yürek soğumaz.
Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.
Kokmuş ete tuz çare eylemez.
Köpek ekmek yediği kapıyı bilir.
Kız halaya , oğlan dayıya çeker.
Kış kışlığını, puşt puştluğunu yapar.
kızını dövmeyen dizini döver.
Kız kundakta, çeyiz sandıkta.
Kışın ekmeksiz, yazın gömleksiz yola çıkma.

Lezzetsiz çorbaya tuz kâr etmez.
Lokma çiğnenmeden yutulmaz.

Malını övme pazarını öv.
Mayasız yoğurt tutmaz.
Mahkeme kadıya mülk değildir.
Mart martladı, koca karı hortladı.
Maşa varken elini kora sokma.
Mum dibine ışık vermez.
Mesleğine hor bakan, boynuna torba takar.

Nâdan ile ye iç sohbet etme.
Ne ekersen onu biçersin.

İki kaptan, bir gemiyi batırır.
İş olmasa aş olmaz.
İşleyen demir ışıldar.
İş kişinin aynasıdır.
İyilik eden iyilik bulur.

Oğlan yer oduna gider, çoban yer koyuna gider.
Olacakla öleceğe çare bulunmaz.
Oğul babadan görür at oynatmayı, kız anadan görür sofra donatmayı.
Oğlan yer oyuna gider, çoban yer koyuna gider.
Öğlenin sıcağında kaldınız, beni aptal karısımı sandınız.
önce can, sonra canan.
Öküzü öküz edeceksen yem al, karını karı edeceksen basmadan donal.
Ölüm her kapıyı açar.
Ölmüş eşek kurttan korkmaz.
Öpülecek el ısırılmaz.
Ölenle ölünmez.
Ölüye gülmezler deliye gülerler.

Sahipsiz eşeğe kim olsa biner.
sabraden derviş muradına ermiş.
Sahipsiz koyuna kurt parasız bekcilik yapar.
Sarımsağı tuz, anaları kız öldürür.
Sana hiçbir şeye güvenme diyen insana güvenme.
Sarımsağı gelin etmişler 40 gün kokusu çıkmamış.
Sakla samanı gelir zamanı.
Sabır acı ise, meyvası tatlıdır.
Son pişmanlık fayda etmez.
Sona kalan, dona kalır.
Sofrada elini, mecliste dilini.
Söz gümüşse, sükut altındır.
Söyleme arsız edersin, kitleme hırsız edersin.
su uyur düşman uyumaz.
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.
Sinek küçüktür ama mide bulandırır.

Para anayı kızdan, karıyı gözden ayırır.
Pazar yerinde eşeğin kuyruğunu kesme, kimi kısa der kimi uzun.
Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz.
Papaz hergün pilav yemez.
Parmak acımadan gül derilmez.
Pire için yorgan yakmaz.
Pişinceye kadar durur da soğuyuncaya kadar duramaz.

Taşıma su ile değirmen dönmez.
Taşıma suyla değirmen dönmez.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Tembele kapını kapa demişler, rüzgar eser kapatır demiş.
Tencere kapağını bulamayınca kaynamaz.
Tezekten terazinin, b...dan olur dirhemi.
Turna katarıyla, leylek alayıyla uçar.

Ulu ağacın gölgesi bol olur.
Ummadık taş, yarar baş.
Ucuz etin suyu yavan olur.
uyuyan yılanın kuyruğuna basılmaz.
Üzümü ye, bağını sorma.
üzüm üzüme baka baka kararır.
Üzüm çöpsüz olmaz, armut sapsız olmaz.

Vakitsiz öten horozun, başını keserler.
Varsa pulun herkez kulun, yoksa pulun dardır yolun.
Vakit nakittir.

yağmurlu havada tavuk sulanmaz.
Yalanın kılçığı mı var boğazına batacak.
Yalancının mumu yatsıya kadarr yanar.
Yazın tarlayı pişir, güzün taneyi düşür.
Yaş kesen, baş keser.
Yatan aslandan, yatan tilki yeğdir.
Yel esmeyince, çalı çıtırdamaz.
Yenecek aş buharından bellidir.
Yolda giden yorulmaz.
Yörük at kendine özengi vurdurmaz.
Yükün ağırını koca öküz çeker.
Yürük at yemini kendi arttırır.

Zahmetsiz rahmet olmaz.
Zengin isterse fakir bulursa yer.
Zenginin kokusu çıkmaz.

DEYİMLER ;

Isparta'da kullanılan belli başlı deyimler ve anlamları ise şöyledir:

Ayağının olmadığı yere, başını sokma.
At yedi günde, it yediği günde belli olur.
ayıbını toprak örtsün.
Abbas yolcu.
Ağzı kara.
anan baban canına değsin.
anana babana rahmet.
acılar ağrılar görmeyesin.
anana babana babana bağışlasın yüce Tanrı.
at binenin kılıç kuşananın.
ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
acemi çaylak.
açık göz.
ağzı süt kokar.
ağzının suyu aktı.
ağzının payını aldı.
al takke, ver külah.
ali cengiz oyunu.
art ayağı ile kulağını kaşır.
atlıyı atından indirir.
Ayranı kabarmak: Öfkelenip köpürmek.

başın sağ olsun.
baş göklerde.
Bedava sirke baldan tatlıdır.
Bol bol yer, böl bel bakar.
Bir ayağı çukurda.
Bir içim su.
Bir dalda durmaz.
Bir eli yağda, bir eli balda.
baş beden sağlığı versin.
birin bin olsun.
Baş göz olmak: Evlenmek.
başın tahtaya gelsin.
boyun devrilsin.
Bir eli balda bir eli yağda: Bolluk içinde bir yaşayışı olmak.

çatal kazık.
çenen kurusun.
Can boğazdan gelir.
çekirdekten yetişme.
cemreyi kıştan, leyleği kuştan sayma.
çevir kazı yanmasın.
Çene çalmak: Arkadaşlarıyla şundan bundan konuşup vakit geçirmek.
Can cana, baş başa.
Cımbıldak.
Çıtkırıldım.
Çantada keklik.
Çiçeği burnunda: Taptaze.

Devede kulak.
Dene deneye eş olur, iki dene aş olur.
durağın cennet olsun.
dünya gözüyle sevdiklerine kavuş.
dört duvar sır örtüsü, kim bilir kimin halini.
Devede kulak: Büyük bir varlıktan ya da işten çok küçük bir parça.

eli açık.
Efenin atı ürkek, kendi korkak olmalı.
Erken giden yol, erken evlenen döl alır.
Elin işteyken gönlün dostta olsun.
eli kulağında.
Epek kepek.
Eski göz ağrısı.
Elti eltiyi, eşek çaltıyı sevmez.
elti eltiye eş olur, günde kavga beş olur.
eli kulağında.
eski kulağı kesik.
emeğin yağlı olsun.
Eli kulağında: Olması, gerçekleşmesi çok yakın.
ev ev üstünde olmuş, el el üstünde olmamış.
Eli uzun: Fırsat buldukça öteberi aşıran.

Faka bastı.
feleğin çemberinden geçmek.

git-kal sağlıcakla.
gönülsüz aş ya karın ağrıtır yada baş.
gelin oturur, kız oturur, kocakarı su getirir.
gelin ata binmiş, hangi yöne gideceğini bilememiş.
Gizli çıkı: Başkalarına duyurmadan, kimseye haber vermeden iş yapan kişi.
Görünen köy kılavuz istemez.
gücün üzülsün.
gizli çıkı.
gözü kara.
gözü pek.
gözü aç.
Gün ola harman ola.

Iska geçmek: Üzerinde durmamak, atlamak, önem vermemek.
iki yüzlü.
içten pazarlıklı.
it ite buyurur, it kuyruğuna.
İyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin işi.
İçine kapanmak: Çevresindeki kişilerle ilişki kurmamak ve duygularını kimseye açmamak.
İnsan sarrafı: İnsanların iyisini, kötüsünü iyi seçen kimse.
İt sürüsü kadar: Pek çok gereksiz kişi bir arada.

Karınca kaderince.
karnı aç olan azık istemez, uykusu olan yastık istemez.
Kabir suali: Çok ayrıntılı, usandırıcı sorular sormak.
kantarı belinde.
Kavga kaşağısı.
kuru sıkı.
kulağı delik.
kelle kulak yerinde.
kulağına kar suyu kaçmış.
kırdığı yumurta kırkı geçmiş.
Kof çıkmak: Bilgisiz, değersiz, işe yaramaz bir kişi olduğu anlaşılmak.

hava-civa.
Harman yel ilen, düğün el ilen olur.
Hapı yuttu.
Hem suçlu, hem güçlü.
Harman yel ilen, düğün el ilen olur.
Her zaman kütük dereden kütük getirmez.
hayrın karşı gelsin.
her boyaya girer.

Laf aramızda: Söylediğim aramızda gizli kalsın.
Leke sürmek: Birine suç yüklemek.

nane molla.
ne etliye, ne sütlüye karışır.
ne kokar, ne bulaşır.
ne oldum delisi.
Notunu vermek: Değeri, nasıl bir kişi olduğu üzerine bir kanıya varmak.

Oh çekmek: Birini üzen duruma sevinmek.
Ölü mevsim: İşin ve alışverişin pek az olduğu aylar.
okka altına gitti.
ok yaydan çıktı.
ömür törpüsü.
Ön devesi şek atarsa, arka devesi yük atar.
Önce düşün sonra söyle.

pürlü budaklı olasın.
püsküllü bela.
papucu dama atıldı.
Postu sermek: Kısa bir süre için gittiği yerde, sorumsuzca oturup kalmak.
Püsküllü belâ: Büyük sıkıntı ve zarar veren kişi ya da şey.

Rüşvet girer, hak çıkar.

Sır küpü: Bildiği sırları hiç kimseye söylemeyen kişi.
Sudan ucuz: Çok ucuz, bedava gibi.
Sonradan gelen yurdun iyisine konar.
Saman elin ise samanlık kendinin.
Sağ baş yastık istemez.
sabahın şerri, akşamın hayrından iyidir.
sabah ola hayrola.
sıçanın sidiği değirmene fayda.
şeytan kulağına kurşun.
Şifayı bulmak: Hastalanmak, hastalığı artmak.

taşı gediğine koymak.
Taş atmak: Söz dokundurmak.
tavlada atın kişnesin.
Tıraş etmek: Usandıracak kadar uzun laflar söylemek.
Ter döken dil dökenden iyidir.
Tok iken yemek yiyen kendi mezarını kazar.
Toz olmak: Ortadan kaybolmak.

Üzüm çöpsüz, armut sabsız olmaz.
üstümüze iyilik sağlık.
Uluu ağacın gürültüsü çok olur.
uğurlu olsun.
uma uma döndü muma.
uyur uyanık.
Ucuz atlatmak: Tehlikeli bir durumdan az bir zararla sıyrılmak.
Uyku bastırmak: Çok uykusu gelmek.
Üç aşağı beş yukarı: Yaklaşık olarak, belli bir sayıdan biraz eksik ya da biraz artık olarak.

Vaktini almak: Yapılması için bir süre uğraştırmak, epey bir zaman harcamasını gerektirmek.
Vaktini yok eden, derdini çok eder.
Varsa aşın, dertsiz başın.
vurdum duymaz.
Vur patlasın, çal oynasın: Elindeki avucundaki parayı zevk ve eğlencesi uğruna harcayan kişinin durumu.
vur abalıya, nasıl olsa çobandır.
vur patlasın, çal oynasın.

Yağ bağlamak: 1. Semirmek. 2. Üzerine kat kat biriken yağ katılaşmış olmak.
Yağmuru yel, insanı el azdırır.
Yanmış mal, ölmüş baba ile övünülmez.
Yazın başı bişenin, kışın aşı bişer.
Yiğitlik vurmakla, ağalık vermekle olur.
yarım alma, gönül alma.
yaradan nazardan saklasın.
Yörük göçünü gide gide düzer.
yaşı benzemesin.
Yağlı müşteri: Bol paralı, çok alışveriş yapan müşteri.
yediğe et, bindiği at.
yıldızı düşük.
yılandan korkmam, yalandan korkarım.
yörük sırtından kurban adar.

Zevkine varmak: Güzelliğini, tadını gereği gibi duymak.
Zenginin ayıbını, fakirin derdini kimse bilmez.
Zengin isterse, fakir bulursa yer.
Zılgıt yemek: İyice azarlanmak.
Zihni açılmak: Daha iyi anlar ve kavrar olmak.
Zil zurna sarhoş: Aşırı derecede sarhoş.
Zora binmek: İş, zor kullanmakla sonuçlanacak bir durum almak

İyi oda, hoş oda, ekmeği yok, boş oda.
Akşam kavil, sabah savul.
Düğün el ile, harman yel ile olur.
Yağmuru yel, insanı sel azdırır. 
At, avrat yiğidin bahtına. 
Eşşek eşşeği ödünç kaşır. 
Gatıranı kaynatsan olmaz şeker, cinsini bildiğim cinsine çeker. 
Çocuk beşikte, karı eşikte sevilir.
El eli, el de yüzü yıkar. 
En iyisi hıdırcık, o da vurdu bir cimcik.
El üzerindeyken akçeye, çay kenarından bahçeye malım var deme.
Mart koca öküzün gönünü sırığa astırır.
Soğukla soysuzdan korkulur. 
Dağ diye dankadak atma.
Yükçe güdük. 
Dalar almaz.
Zembil demiş de mendil dememiş.
Minevsiz (lüzumsuz) civan gibi (kuvvetli, güçlü) 
Cınbırdaklı (geçimsiz, çıngar çıkaran)
Kavail okuma (aldatmaya çalışma)
Miti minevi yok (belli bir şekli yok) 
Matçalı (hastalıklı, arazlı)
Eşşek gibi.
Ne düşünürsün balcı koyunu gibi.
Suratın veresiye sürülmüş tarla gibi. 
Oş demeden havlama.

TEKERLEMELER:

Yörede, çocuk oyunlarında ebe seçmek, sayışmak ve oyuna ilk önce başlayacak grubu belirlemek için belli başlı bazı tekerlemeler söylenmektedir. Bu tekerlemelerden bazıları şöyledir:

Üşüdüm üşüdüm daldan elma düşürdün
Elmayı yediler, bana cüce dediler, 
Cücelikten çıkımı, ablama gittim. 
Ablam pilav pişirmiş, içine fare düşürmüş.
Bu fareyi ne yapmalı, minareden atmalı.
Minarede bir kuş var, kanadında gümüş var.
Eniştemin cebinde türlü türlü yemiş var.
Erik çiçeğinde olur bizim kışımız
Kaytan kırandan muhtar olsa ağarır taşımız
Tığıloğlundan çoban olsa, yağsız kalır aşımız.

-Anam yoğurt getirdi
Kedi burnunu batırdı
Bu kediyi n'etmeli?
Kaynar kazana atmalı
Kediciğe pek yazık
O yoğurdu dökmeli.

-Ellem gallem
Şimşir gallem
Ağzı kara
Burnu kara
Sen gir sen çık.

-El el epelek
Elden çıkar topalak
Topalağın yarısı
Sarı koyun derisi
İp ip ilgidir
Dedem beni kalgıdır
Salla getir bulla getir
Çek şunu çıkar şunu.

-Hasan Hasan
Avlu basan çıbık kesen
Çıbığı n'etcen?
Gelin alcan
Gelini n'etcen?
Şıngır mıngır oynatcan.

-İnci minci, kim birinci?
Babası leblebici.

-İnne minne, ucu tinne
Fır fır atan, sinek satan
Acur ucur, kurtlu bücür
Tak tuk çık.

-Mehmet Mehmet mendili
İstanbul'un kendili
Neye yedin peyniri?
Annen seni dövecek
Kör kuyuya atacak.

-Mürü, ahırı kürü
Dama çıkma yavuklun görü.

-O dosi dosi, saklambosi
Saklambos saklambos
İngili badem dos,
Dos, dos, dos
Tren gelir fos fos fos
Odaları boş boş boş.

-O o oni, kaynanamın doni
Çok pis kokuyor, ben yıkamam oni
Sen yıka oni.

-Ümmülü Gülsüm
Arkama düşsün
Beş para vermem
Çaylağa düşsün.

AĞITLAR VE YAKIMLAR:
Ölenlerin arkasından söylenen ağıtlar (mersiye) ve halk arasında "Yakım" diye adlandırılan vakitsiz ayrılışlardan duyulan özlemi ifâde eden manzum türkülerin, folklorumuzda önemli bir yeri vardır.
Isparta'da "şamalı" adı verilen bir eğlenceden dönerken bıçaklanıp öldürülen gencin yakımı:
Yaralandım bir gecenin yarısı 
Böyle imiş alnımın kara yazısı
Gül bedenim ayva sarısı.

Aman dostlar bakın yaram çok mudur ? 
Söylen benim kimim kimsem yok mudur?

Bayramlık poşumu kimler bağlasın 
Anam gelsin başucumda ağlasın 
Doktor gelsin yaralarını dağlasın.

Aman dostlar bakın yaram çok mudur? 
Söylen benim kimim kimsem yok mudur?

Bülbül sandım bağlamanın telini 
Evime yollamayın kanlı fesimi 
Aman kardeşlerim tutsun yasımı

Aman dostlar bakın yaram çok mudur? 
Söylen benim kimim kimsem yok mudur?

Selvi söğüt eğivermiş dalını 
Bırakıp gidiyormuş yeşilimi alımı 
Tabutuma örtün nişan şalımı.

Aman Allah mezar bana dar geliyor 
Bu gençlikte ölüm bana zor geliyor.

Sütçüler İlçesinde, gurbet ele gelin giden bir kızın yakımı:
Karınca karınca sarı karınca 
Oynamaya çıkmış gelin görümce 
Oyna bacım oyna kardeş düğünü 
Elle bacak kısa salla oyunu.

Daşdibinde akarsuyun koyusu 
Gurbet ele gider kızın iyisi 
Anam beni çıraklıktan aşırdı 
Aşırdı da şu Fadıl'a düşürdü.

Kara cuka dil döndürü 
Bizi yaylaya konduru 
Yayladan güzün indiri 
Ci... ci...ci

Yıkılası sanlı taşı 
Sırtı başı fil kumaşı 
Keçi değil dudu kuşu 
Ci... ci... ci...

Gurbet ele verme kız yiter gider 
Anayı babayı terk eder gider 
Anam yol içine ataş yakmasın 
Kızım gelir diye yola bakmasın.

Ovada koyun yayılır 
Bir birine koyulur 
Soğuk haber tez yayılır 
Ci... ci... ci...

Öte yakanın yılanı 
Akar bulanı bulanı 
Ben vurmadın onu diye 
Neden söyledin yalanı.

Uluborlu İlçesinde, sevdiği gence gelin giden bir kızın ardından da yakımcılar şunları yakarlar:

Kınayı aldık ele, gideriz başka ele 
Açık olsun yolumuz, ışık verir meşale 
Ateşimiz ferlidir, su dökmekle kesilmez 
Mahallenin uşağı, koşar, yolda ezilmez 

Şereflidir, şanlıdır mahallenin düğünü 
Düğün olsun çözeriz, böyle çetin düğümü
Yorulmayız geliriz, mahalleden aşırı 
Bizi gören beğenir, akılların şaşırı (şaşırır) 
Bu kutlu gün bizlere nice uğur getiri (getirir) 
Mevlâm bizi yarlıgâr yetmezleri yetiri (yetirir) 
Nakarat......
Çattılar ocak taşını
Vurdular düğün aşını...
Kız kardeşini.
Kal evimiz kal kal kal.
Şen odalar şen oda, bu gün şen
Pardı başı, pardı başı
Pardıdan atarlar taşı
Bir oğlanın kız kardeşi
Kal evimiz kal kal kal,
Şen odalar şen, oda bugün şen.
Biner atın kalçasına 
Gider yolun incesine
Haber verin amcasına 
Nakarat.....

Atlayıp geçer eşiği 
Sofrada kalır kaşığı 
Gider evin yakışığı 
Nakarat....

Evlerine vardım güzün 
Önüme koydular üzüm 
Mahallede boyu uzun 
Nakarat.....

Odun alır kucağına 
Gider evin bucağına 
Beyin kucağına 
Nakarat......

TABİRLER
Anka meşrep 
Aldı fitili
El arı, düşman narı 
Aşure budalası 
Ay aydın hesap belli 
Dama girmez, saman yemez. 
Devesi bacı. 
Dükümü dişine vurdu. 
Dur yok, tünek yok. 
Eyyam kılına 
Fitne dağarcığı 
Fesat kumkuması 
Kavga kaşağısı 
Gökçe baylık bir aylık 
Gök görmedik. 
Bam teline bastı 
Bir dalda durmaz 
Bir eli kan, bir eli katran. 
Bostan korkuluğu 
Canlı cenaze
Çolpan çarık, diz yamalık. 
Çıfıt çarşısı 
Çukur almaz
Çalı yırtığı, çoban dürtüğü 
Dabanı yarık 
Külah etmek 
Kuru sıkı 
Sapı silik 
Süs biberi 
Şıp dudak 
Tıngır elek tıngır taş 
Yaşı benzemesin 
Yanın yumru çifte kumru 
Yeler onmaz. 
Kasap süngeri 
Yılan ödü, kuş südü 
Yuf canına 
Zehir zemberek 

DESTANLAR:
Destanlar, halk şairlerinin, sevgilerini, savaş ve yiğitlik olaylarını, sel, deprem, salgın, kaza gibi acıklı olayları, eşkıya maceralarını, güldürücü konuları işledikleri bir şiir türüdür.
Destanlar, hem bir olayın içyüzünü, hem de olay hakkında halkın düşüncelerini yansıtır. Toplumdaki bir takım yersiz olayları eleştirmesi ve halkı uyarması bakımından öğretici özellikleri vardır.

1875 yılında Isparta'da vuku bulan bir sel baskını hakkında İcadi tarafından söylenen destan şöyledir:
Sene bin iki yüz doksan üç tamam 
Receb'in beşinde sel aburevan eyledi 
Kükreyip hışımla gelince heman 
Nice mamureleri viran eyledi. 
Kimseden kimseye olmadı imdat 
Şaşırdı halk, bulmadı irşat 
Beş dakikada bin kapuyu eyledi küşat 
Girüp haneler içre cevelan eyledi.

Bir yandan girdi, bir yandan çıktı 
Nice fakirlerin evini yıktı 
Mekansız kaldı halk, canından bıktı 
Baykuşlar viranı mekân eyledi.
Kimi der gitti yavrum, kimi der malım 
Ana baba günü oldu bugün halim 
Nice canları boğdu bu tufanı zalim 
Yıktı lanesin, sabilerde üryan eyledi.

Yoktu bir yer barınsın fisebilullah 
(Eles) bezminde dedik illallah 
Büyük küçük çağrışup dedikçe
(ALLAH), 
Döktürüp göz yaşını umman eyledi.
Çağrışan insanlara yürekler dayanmaz 
Boğulmuş beşikte, masumlar uyanmaz
Selle giden canlar ateşe yanmaz 
Gördü göz yaşını böyle figan eyledi.
Nedir Yarab kulların bunca günahı? 
Rahmet değil bu, gazabı ilâhi 
Sabi sıbyanında kalmadı penâhi 
Dinmedi seller, subhedek seyran eyledi.

Rabbın hikmetine akıllar ermez. 
Kulun tedbiridir bir pulu değmez 
Ferman kendinindir kimseler bilmez 
Yanık (İcadi) böyle destan eyledi.
(Derleyen Nuri Katırcıoğlu)

1897 Osmanlı-Yunan Harbinin Uluborlular üzerinde yarattığı duygu ve düşünceler şöyle bir destanla dile getirilmiştir: 

Dinleyin ahibba bir hoşça destan 
Yunan'dan açıldı harbin nişanı 
Hareketeyledi cümle Türkistan 
Alaka çıktı sabilerin figânı

Boş kalmaz azizim aslan yuvası 
Hep mahluke olur faik yavrusu 
Eğer istersen sözün doğrusu 
Kopardılar Yunana Nuh'un tufanı.

Asâkiri nusret yürüdü herren 
Hazırlandılar donanmalar bahren 
Salâten tüncina okunda kahren 
Kahretti askerlerimiz hemen Yunan'ı

Askeri İslâm, oldular gazi 
Şükredip o dem kıldı namazı 
Fesadın başıdır Ermeni gammazı 
Cümlesinin bozuldu bağı bostanı.

Seyfi üryanla kumandanlar yürüdü 
Cümle a'danın yağı eridi 
Almak isterken koca Girit'i 
Yıkıldı başına o hanedanı.

Ettiğin yanına kalır mı sandın 
Koca şeytan iğfaline kandın 
Devletle harbetmek kolay mı sandın? 
Görmedin mi karşında duran aslanı?

Askerleri her an feda canlıdır 
Duymadın mı Türkler şanlıdır

Gaziler kılınçları kanlıdır 
Öğretirler sana yolu erkânı.

Etraf da bilirdi bazı esâfil 
Asakiri nusret olmadı gafil
Yürüdü eyledi kat'i menazil 
(Atiyna)'nın olmak için mihnamı. 
Arslan gibi kılınçlı elinde 
Şahin gibi kumandanları önde 
ALLAH ALLAH sedasıydı dilde. 
Yenişehir'e diktilerdi nişanı.

Tezyin olundu, camiler bezendi 
Müslüman olanlar cümle güvendi 
Türkler Yenişehir'i kazandı 
Minarede okudular ezanı

Müşirimiz Etem Paşa fırkası 
Dehşet verdi ki onun ordusu 
Geldi aguşuna (Golos) kalesi 
Böyledir Türklerin uluvvi şanı.

Alındı Golos, rekz oldu sancak 
Ülke-i Osman'a olundu ilhak 
Bihamdillah verdi nusretini Hakk 
Kalmadı düşmanın artık dermanı.

1313 Nisan'ı içinde 
Golos fetholundu yirmibeşinde 
Dömeke'ye doğru düşman peşinde 
Yürüdü, asker durdurdu her yanı.





 
   
 
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Sigaraya  Hayir



IP adresi

Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

|| C ¤ ||ÖZKAN CENGİZ ||C ¤ ||SEVDAMIZ ISPARTA İLİ YALVAÇ İLÇESİ TIRTAR KÖYÜ ||C ¤ || http://www.tirtar.tr.gg || C ¤ || Ziyaret ETTİGİNİZ İÇİN TEŞEKÜREDERİM. || C ¤ ||

||C ¤||Aşağı TIRTAR KÖYÜ VE Yukarı TIRTAR KÖYÜ WEB SİTESİ SAYGILAR VE SEVGİLER TÜM HEMŞERİLERİME ||C ¤ ||