cCc
  Yöresel Bayramlarımız
 
YÖRESEL BAYRAM GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ

A) Dinî Bayramlar ve Günler: Isparta'da, mübarek üç ayların başlamasıyla Pazartesi ve Perşembe günleri nafile oruçlar tutularak, Ramazan ayına hazırlıklar yapılır. Kandil gecelerinde evlerde "pişi" yapılarak hayır için komşulara dağıtılır. Şehir merkezlerinde kandil simidi satılır. Kandil gecelerinde halk, cami veya vakıf binalarına giderek "Gece İhyası" yapar. Evlerde ise "Gece Bekleme" için kadınlar bir araya gelirler. Bu yerlerde Kur'an okunur, tövbe istiğfar edilir ve geç saatlere kadar namaz kılınır. Üç aylar boyunca ve kandil günlerinde "Arasta" denilen yerlerdeki esnaflar bir araya gelerek, ortaklaşa irmik helvası yaptırır ve hayır için dağıtırlar.

1. Ramazan Bayramı: Günümüzde, Ramazan ve Ramazan Bayramı âdetleri eskiye göre fazla değişikliklere uğramamıştır. Yörede, ramazan ayının başlamasıyla herkes oruç tutar. Oruç tutmayanlar ayıplanır, kınanır. Ramazan ayı ilk teravih namazından son teravih namazına kadar camilerde ilâhîler söylenerek övülür. Buna "Ramazan Okşamaları" denilir. Ramazan'ın on beşine kadar "Hoş geldin/Merhaba..." şeklinde söylenen ilâhilere "Ramazan Karşılama İlâhîsi", Ramazanın on beşinden sonra "elveda.." şeklinde söylenen ilâhîlere de "Ramazan Uğurlama İlâhîsi" denilmektedir. Bu ilâhîler teravih namazının dört veya sekiz rekat duraklarında, cemaatçe okunur ve ramazan ayının güzellikleri ile hikmetleri konu edilir. Bu ilâhilerden bir tanesi şöyledir:

Ey enbiyalar serveri
Ey evliyâlar rehberi
Ey ins ü cün peygamberi,

Ehlen ve sehlen merhaba
Ya merhaba dost merhaba
Şehrü ramazan merhaba

Sen canların cananısın
Dertlilerin dermanısın
Alemlerin sultanısın,

Ehlen ve sehlen merhaba
Ya merhaba dost merhaba
Şehrü ramazan merhaba.

İftar yemeğinden sonra bazı kişiler mahallede bulunan çay ocağına veya kahvehanelere gelerek yatsı namazına kadar sohbet ederler. Bu sohbetlerin teravih namazından sonra sahura kadar devam ettiği de görülür. Genelde bunu yapanlar yaşlı kimselerdir. İftar ve sahurun başlama ve bitiş vakitleri camide okunan ezanla ve atılan top atışıyla belirlenir.

Sahur vaktinin başlamasıyla; belediyelerden ihale ile mahallelerde davul çalmaya hak kazanan kişiler, sokaklarda dolaşmaya başlarlar. Genellikle iki kişi olan bu kişiler, ev ev dolaşarak davul çalar ve bazı evlerin önünde durarak bahşiş isterler. Bahşiş istenirken maniler söylenir. Davulculara bahşiş olarak şehir merkezlerinde genellikle para, köylerde ise para, bulgur, nohut, şeker, pirinç, çay, katmer, havlu, yazma, üzüm gibi hediyeler verilir. Ramazan boyunca il merkezinde ikindi vaktinden sonra sokak başlarında tereyağlı irmik ve şakşak helvası satılır.

Kadınlar, camilerde veya evlerde öğleden önce toplanarak "Mukabele" denilen Kur'an okumaları yapar ve "Hatim" indirirler. Erkekler ise belirli camilerde olan "Hatimli Teravih" namazına giderek hatim indirirler. Ramazan boyunca evlerde hamurlu yemekler, börekler yapılarak sahurda yenir. Varlık sahibi olanlar, fakirlere ve yurtlarda kalan öğrencilere iftar yemeği verirler. Hayır olarak verilen bu yemeklerde çorbalar, etli fasulye ve nohut yemekleri, pilav ve irmik helvası verilebildiği gibi kıymalı ve peynirli pide, "söğüş" denilen domates, biber ve salatalıkla veya ayranla ikram edilir.




yörede arife günü evlerde "Pişi" veya "Iscak" denilen hamur yiyecekleri yapılarak komşulara dağıtılır. Arife günü dağıtılan bu hayırların aileden ölmüş olanların ruhlarına varacağına inanılır. Arife günü veya bir kaç gün önce sarı burma, baklava ve tel kadayıf hazırlanarak fırında pişirilir. Bayram hazırlığı olarak çocuklara bayramlık elbiseler ve ayakkabılar alınır. Köylerde arife günü yeufka ekmeği yapılarak eşe dosta dağıtılır.

Bazı varlıklı aileler yufka ekmeğinin içine etli pilav, irmik veya tahin helvası koyarlar. Buna "Hayır ettim" anlamına gelen "Iscak ettim" denilir. Kimi yerlerde arife günü mezarlara topluca gidilerek, mezar temizliği ve duâlar yapılır. Kimi yerlerde ise, bu ziyaret bayram namazından çıkıp, bayramlaştıktan sonra topluca yapılır.

Bayram üç gün sürer, bayram namazından sonra evde büyüklerin elleri öpülür. Büyükler el öpenlere imkanlarına göre hediyeler verirler. El öpülürken büyükler "El öpenleriniz çok olsun", "Nice nice bayramlar görünüz" dileklerinde bulunurlar. Eve bayramlaşmaya gelen çocuklara para, leblebi, üzüm, şeker, mendil gibi hediyeler verilir. Büyüklerin bayramlaşma ziyaretlerinde yemekler ve tatlılar verilir. Bayramlaşırken "Allah bir dahakine nasip etsin" denilir.




köyümde bayram namazından sonra bayramlasma

2. Kurban Bayramı: Kurban Bayramı için arife gününden itibaren hazırlıklar tamamlanır. Bayram namazından sonra kurban kesilir. Daha çok ortak olmak üzere büyük baş bir hayvan kesilir. Kurban bayramının ilk günü etle uğraşıldığı için pek ziyarete gidilmez. Kurban eti üçe bölünerek 1/3'ü aileye, geri kalanı fakirlere dağıtılmaktadır. Kesilen kurbanların ahirette kişiyi sırat köprüsünden geçirip, cennete götüreceğine inanılır. Bayramda gelen çocuklara kolonya, şeker, para verilir. Eve gelen misafirlere pişirilen kurban etinden mutlaka ikram edilmeye çalışılır. Ziyaretlerde yemeğin yanı sıra hazırlanan hamur tatlıları da verilir. Kurban kesen kişiye "Allah kabul etsin" denilir. Maddi durumu iyi olan nişanlı erkekler, kız evine koç ve "Bayramlık" hediyeler götürürler. Arife veya birinci gün kabir ziyareti yapılıp, duâlar edilir.

3. Muharrem Ayı: Muharrem ayında Sünnî inancına bağlı topluluklar arasında sadece aşure tatlısı pişirilip, komşulara dağıtılırken Alevî inancına bağlı topluluklar arasında ise çeşitli gelenekler uygulanmaktadır. Yörede Muharrem ayı ile ilgili görülen belli başlı inanışlar şunlardır:

- Muharrem ayında Nuh'un gemisi karaya oturmuştur.

- Nuh (A.S.)'un gemisinin karaya indiği günde pişirilen yemeğin adı aşuredir.

- Hz. İmam Hüseyin Kerbela'da Muharrem ayında şehit edilmiştir.

Alevî inancına bağlı topluluklar, on iki gün muharrem orucu tutarlar. Muharrem ayı boyunca başta su olmak üzere çay vb. içecekler içilmez ve hayvan ürünlerinin hiçbirisi yenilmez. Hz. İmam Hüseyin Kerbela'da on iki gün susuz kaldığı ve şehit olduğu için, yörede on iki gün boyunca yas tutmak amacıyla teyp ve radyo dinlenilmez, televizyon seyredilmez, aynaya bakılmaz, tıraş olunmaz. Muharrem orucu öğleyin yemek yenildikten sonra dedelerin önderliğinde toplanan taliplerin duâlar okuması ve üç defa tuz yalamaları suretiyle başlamış olur.

Muharrem ayının başlamasından itibaren her dede, talipleri ile birlikte her gün bir talibin evinde toplanarak, Kerbela olayı hakkında bilgi verir. On ikinci günün sonunda, öğleyin "selemname" denilen duâyı dede ve talipleri sesli bir şekilde okurlar. "Sakka suyu" denilen su duâlanarak müritlere dağıtılır ve su içildikten sonra tuz yalanır. Daha sonra yine duâ okunarak aşure yenir. Böylece Muharrem orucu sona ermiş olur.

B) Mevsimlik Bayramlar

1. Nevruz: Günümüzde, Isparta'da pek yaygın olmayan bu gelenek daha çok Yalvaç, Senirkent ve Keçiborlu gibi ilçelerde yaşayan Alevî inancına bağlı topluluklar tarafından kutlanmaktadır. Alevî inancına göre Hz. Ali (r.a.)'nin doğum gününe rastlayan 21 Mart’ı 22 Mart'a bağlayan gece Nevruzdur.

Nevruz günü talipler dedelerin önderliğinde, öğleye yakın bir zamanda bir araya gelerek Nevruz hazırlıklarını yaparlar. Nevruz törenleri, ilk gün dedenin evinde başlatılır. Akşam bütün talipler dedenin evinde toplanırlar. Bu ve bunun gibi toplantılara "Cem" denilmektedir. Senirkent Uluğbey Kasabasındaki Nevruz Cemlerinden birisi özetle şöyledir. Nevruz törenleri dedenin postuna oturup şu duâyı okumasıyla başlar:

"Bismillahirrahmanirrahim. Bismişah Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah dar divanlarımız kabul, hep muradlarımız hasıl, ömürler uzun, binalar bek, temeller kadim olsun yarabbi. Cenabı Rabbil alemin birliğimizden, dirliğimizden, çağırdığımız evlad-ı Ali'nin katarından, dizarından ayırmasın. On İki İmam efendilerimizin şefaatinden mahrum bırakmasın Yarabbi. Bu uğurda kestiğimiz kurbanlarımız divan-ı dergahta kabul ve makbul olsun. Tüy başına bin bir sevaplar ihsan eylesin, dünyada kurban, ahirette Burak olsun. İsmail (a.s.)’a inen koç kuzu kurban olsun, nefesler cem olsun gerçeğe hüü."

Taliplerden birisi, daha önce kırdan topladığı sarı çiğdem ve menekşe gibi çiçekleri iki demet yaparak dedenin yanında bulunan, masanın üzerindeki vazonun içine koyar. Daha sonra dede Kur'an-ı Kerim'in Nur suresinin 35. ayetini okur ve duânın sonunda Kırklar Cemi için mumlar yakılır.

Buna "Delil Uyandırma" denilir. Delil uyandırıldıktan sonra çiçekler demet halinde dededen başlayarak, bütün talipler arasında koklanır ve tekrar dedenin yanına konur. Dede, tüm taliplerle birlikte halka namazı kıldırır. Daha sonra Hz. Peygamber, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt hakkında her talip bildiği kadar bir şeyler söyler. Zakirler (Saz çalıp nefes söyleyen görevli kişiler), nevruz hakkında "Buyruk" denilen türküler söylerler. Bu buyruklardan birkaç dörtlük şöyledir:




Erler geldi bize mihman olarak
Nevruz bayramını kutlamak için
Şah’ın hanesinde erkan kılarak
Nevruz bayramını kutlamak için

Bir yere cem oldu ehl-i meveddet
Sürdüler demleri bunlar akıbet
Sakiler sundular cem-i muhabbet
Nevruz bayramını kutlamak için

Bugün mevcudata gül güle düştü
Çemenzar zeminde taşraya göçtü
Bülbüller şevk ile güllere uçtu
Nevruz bayramını kutlamak için

Daha sonra on iki imam için zakirler tarafından "Duazak" denilen buyruklar söylenir. Buyruklardan birkaç dörtlük şöyledir:

Şu cihanda benim sevip sevdiğim
Tanrının arslanı Hazreti Ali
Leyli nihar met eylemiş olduğum
Tanrının arslanı Hazreti Ali

Cümle düşmüşlerin elini alan
Müminlerin kalp evini silen
Hacı Bektaşi Veli olup Rum’a gelen
Tanrının arslanı Hazreti Ali

Arş-ı âlâda divanda duran
Kırklar ile ol vakit demini süren
Seyyidi Battal olup hem cenge giren
Tanrının arslanı Hazreti Ali

Bu olaylar üç defa tekrarlanır ve cem sona erer. Çiçekler cemin her tekrar edilişinde bütün taliplere sıra ile koklatılır. Dede, bundan sonra "Oturan Duran Gülbengi" denilen duâyı okur. Bu duâ şöyledir:

"Bismillahirrahmanirrahim. Bismişah Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah. Oturan duran, dem-i yârân, sırr-ı sultan, oturduk durduk, yedik içtik, konduk konuştuk, hak bin bereketini ihsan eylesin. Gidenlere hak selâmet versin, kalan hane sahibine de Allah rahatlık versin. Dost hanesine varıp yastığına baş koyan canların, hak gönlünün muradını ihsan eylesin. Hayırlı rüyalar temenni eylerim. Gerçeğe hüü."

Daha sonra çorba, pilav, etli nohut ya da fasulye ve irmik helvasından oluşan yemekler yenir. Nevruz cemi sabahın geç saatlerine kadar devam eder.

2. Hıdırellez: Isparta'da hıdrellez bahar bayramı niteliğinde kutlanan mevsimlik bayramlardandır. Yörede yaygın söylenişi hıdrellezdir. Hıdrellez Hızır ile İlyas adlarının birleştirilmesinden meydana gelip, yazın başlangıcı sayılan 6 Mayıs (Rumi 23 Nisan) gününe verilen addır. Yörede, Hızır ile İlyas hakkında değişik inanışlar bulunmaktadır:

►Hızır ve İlyas, "Ab-u hayat"ı bulup, içerek, ölümsüzlüğe kavuşmuşlardır. Bunlar, hıdrellez günü görüşürler.

►Hızır karada, İlyas da denizde yaşayan iki ayrı peygamberdir. Bu iki peygamber, uzun süre birbirlerinden ayrı kalmışlar; ancak, 6 Mayıs günü birbirlerine kavuşurlar.

►Hızır peygamber ile İlyas peygamberin, Yalvaç’ın bugün "Hıdırlık" adıyla anılan mesirelik yerinde bulunan masa şeklindeki taşın başında buluştuklarına inanılır.




Halk arasında Hızır "Darda kalanlara yardımcı olma", "Bereket getirme", "Gelecekte dilekleri gerçekleştirme" manasında kullanılmaktadır. "Hızır gibi yetişmek", "Hızır babaya adak adamak", "Hıdrellezde buluşalım", "Kul bunalmayınca Hızır yetişmez" gibi deyim ve atasözleri yörede bu anlamlara gelecek şekilde söylenmektedir.

Yörede Hıdırellez'in gelişi toprağın uyanması, suların çağlaması ve bereketin gelmesinden anlaşılmaktadır. Halk, bugünlerde hazırlıklar yaparak mesirelik yerlerde piknik yapmaya, eğlenmeye ve dinlenmeye gider. Hazırlıklara 5 Mayıs günü başlanarak o gün bitirilir. Dilek ve inançlara yönelik olarak yapılan hazırlıkların başında sağlık, bolluk-bereket, kısmet ve şans taleplerine yönelik hazırlıklar başta gelmektedir.

Bahar temizliği olarak evin bütün kısımları ile evin avlusu ve bahçesi temizlenir. O gün en güzel ve temiz elbiseler giyilmek üzere hazırlanılır.

Dilek ve inançlara yönelik olarak yapılan hazırlıkların başında sağlık, bolluk-bereket, kısmet ve şans taleplerine yönelik hazırlıklar başta gelmektedir. 5 Mayıs gecesi yapılan bir takım uygulamalar ile bu dilek ve inanışların yerine geleceği kabul edilir. Bu gecede şu âdet ve inanışlar görülür:

►Isparta'da; Hıdırellez'in kutlandığı hemen her yerde Hıdırellez'in 5 Mayıs gecesi, halk, bahçesindeki ağaçların topraklarına, sahip olmak istedikleri mal veya eşyaların resimlerini çizerler veya taştan, çöpten şekillerini yaparak dilek tutarlar. Aynı gece yine bazı kimseler, kapılarının önlerine kül elerler. 6 Mayıs sabahı bu kül üzerinde oluşan şekil veya resime göre geçimlerini hangi alanda sağlayacaklarını öğrenirler.

Kül üzerinde bir hayvan şekli oluşmuşsa hayvancılık alanında, ağaç veya bitki şekilleri oluşmuşsa çiftçilik alanında bol kazançları olacağına inanılır. 5 ve 6 Mayıs gecesi yağmur yağarsa o yılda bolluk ve bereket olacağı inancı vardır. Hıdırellez günü Hızır’ın evlere gelerek una, şekere, yağa vb. yiyeceklere dokunarak bunların bereketini arttıracağına inanılır. Bu nedenden dolayı yiyeceklerin kaplarının ağzı açık bırakılır.

►Genç kızlar genellikle gelecekte kuracakları yuvanın erkeğini, eşini, varsa sevgilisine kavuşma dileklerini niyet olarak tutarlar.

►Keçiborlu Aydoğmuş Kasabası'nda eskiden genç kızlar, bu gecede bahçedeki yeşil soğanların iki yaprağını birer iple bağlayıp, dilek tutarlarmış. Bu soğanın yaprakları uzarsa, dileğin gerçekleşeceğine uzamazsa dileğin gerçekleşmeyeceğine inanılırmış. Yine gelinlik kızlar Aydoğmuş'ta Cebeli Sultan Dede, Kaplanlı Köyü'nde Ahmed Baba Tekkesi, Boyalı, Emirgazi denilen yerlerde duâlar edip "Açıl bahtım, geldi vaktim, gelin olma vaktim" diyerek dilek tutarlarmış. Aynı şekilde gül ağaçlarına da ip veya mendil bağlayarak dilekler tutulurmuş.

►Atabey'de ise eskiden genç erkek ve kızlar, yaşlı ninelerin tespihlerini alarak dilek tutarlarmış.

►Yalvaç'ta "Hıdırlık" denilen yerdeki Hızır taşına eskiden sabah namazından sonra duâ ettikten başka dibine günün değerine göre 10 para, 100 para, 5 kuruş gibi metal paralar gömülürmüş. Bunu yapmakla kendisinin, aile ve çoluk çocuğunun mal, mülk ve servetinin artacağına inanılırmış.

►Yörede eskiden; 20-30 yıl evveli, genç kızlar, baharın gelişiyle kendi aralarında "Baht Açma Oyunu" adı altında bir takım eğlenceler tertip ederlermiş. Bunun için ağzı kapalı bir bakraç içine su ile birlikte gül, kopça (düğme), boncuk gibi şeylerden bir tanesini her genç kız koyarmış. Sesi güzel olan bir genç kız, bakraçın içerisindekileri birer birer çıkararak, her çıkardığı eşyaya bir mâni söylermiş. Söylenen mâni ile bakraçtan çıkan eşyanın sahibi arasında münasebet kurulur, söylenenlerin de olacağına inanılırmış. Yaşı geçmiş kızlar ve erkekler, evlenebilmek için yaşmak veya gömleklerini göle ve kutsal sayılan yerlere atarlarmış.




özellikle hıdrellez günü, kadınlar arasında yapılan "Baht Açma Oyunu"nda aşağıdaki mâniler söylenirmiş:

Ay doğar sini gibi
Sallanır selvi gibi
Geliyor yârin kokusu
Isparta gülü gibi

Ay doğar aşmak ister
Gül yanak yaşmak ister
Bu benim garip gönlüm
Yâre kavuşmak ister

Baht-ı bârın bol olsun
İçi dolu bol olsun
Seni bir oğlan sevmiş
Dağlar taşlar yol olsun

Baht-ı bârın bol olsun
İçi dolu yağ olsun
Beni yârdan ayıran
İki gözü kör olsun

c) Yemek Hazırlıkları: Hıdırellez günü için ailelerin ekonomik durumlarına göre değişen yemekler hazırlanır. Yöreye has olarak bulamaç, pirinç ve bulgur çorbaları, kuru fasulye, nohut, mercimek, ıspanak boranası, yaprak sarması, balık, börek vb. yemekler yapılır.

Hıdırellez kutlamaları küçük yerleşim merkezlerinde daha canlı geçer. Çocuklar, gençler ve büyükler kendi aralarında oyunlar oynayıp, sohbet ederler.

Y.bademli İlçesi'nde halk arasında adı "Baht Oyunu" veya "Kader Oyunu" denilen bir oyunu kadınlar kendi aralarında oynarlar. Adı geçen oyun için önce nişanlı bir kız seçilir ve bu kızın yüzü yeşil bir örtü ile kapatılır. Her kızın kendisi için seçmiş olduğu özel ve muhtelif kir çiçekleri bir bakraç içine su ile beraber konur. Daha sonra bakraç "Hıdırellez Ebesi"nin (nişanlı kızın) örtüsünün altına yerleştirilir. Ebe bu çiçekleri teker teker dışarı atarken her çiçek için diğerleri maniler okurlar. Dışarı atılan çiçek hangi kıza aitse bu mani de o kıza adanmış olur.

Hıdırellez günü kadınlar kendi aralarında sohbet ederken genç kızlar ise, salıncakta sallanırlar, ip atlarlar ve çeşitli oyunlar oynarlar. Akşam vaktinin yaklaşmasıyla hıdrellez kutlamaları bitmiş olarak evlere geri dönme hazırlıkları yapılır ve eve dönülür.

D) Bereket Törenleri

Yağmur Duâsı: Yörede yağmur yağmamasının sebepleri arasında, dine bağlılığın gevşemesi, dinî vazifelerin yapılmaması, haksızlığın çoğalması ve doğruluğun azalması gibi inanışlar başta gelmektedir. Yağmur duâsı kimi yerlerde üç gün sürerken, kimi yerlerde ise bir gün sürmektedir. Atabey ve Gönen gibi ilçelerde Çarşamba günü başlayıp Cuma günü sona erer.

Yağmur duâsına çıkılacağı gün büyükler tarafından belirlenerek, gerekirse müftülere de haber verilir. Yağmur duâsına çıkmadan önce namaz kılan kişilere, dere veya göl kenarından, nohut büyüklüğünde yetmiş bin adet taş toplatılır. Bu taşlardan her on bini bir çuvala doldurulur. Erkekler abdestli olarak camiye gelip, yedi büyük küme halinde farklı yedi yere otururlar. Her çuval bir gruba verilerek, taşlar dökülür ve her bir taşa bir Besmele ile İhlas suresi okunarak üflenir. Okunup üflenen taşlar bittikçe, yüksek bir yerde tekrar başka çuvallara konur. Bu okuma işi yaklaşık üç gün sürmektedir.

Okuma işi bitince her bir çuvalda onar bin taş olmak üzere yedi çuvalın ağızları dikilir ve yine yüksek bir yerde muhafaza edilir. Genellikle Cuma günü yağmur duâsına çıkmak için yöre halkı; çoluk çocuk, genç-ihtiyar, kadın-erkek, imamlar, hafızlar ve hatırı sayılan ihtiyarlar ile kuzular, koyunlar topluca geniş, yüksek ve suyun olduğu bir yere; türbeye veya yatırın önüne gelirler. Burada Cuma namazı/öğle namazı kılındıktan sonra iki veya dört rekat yağmur duâsı için ayrıca bir namaz daha kılınır. Kadınlar evlerden toplanan bulgur, yağ, soğan ve nohut ile kazanlarda, ateş üzerinde "Mahya" adı verilen yemeği pişirmeye hazırlanırlar.

Namazlar kılındıktan sonra herkes, dış elbiselerini çıkarıp tersine çevirerek baş taraflarını aşağıya sarkıtır ve duâya hazırlanırlar. Duâ sırasında eller omuz hizasına kadar kaldırılıp, parmaklar ve avuç içi yere doğru açılır. O zaman orada bulunan müftü, imam veya diğer bir din âlimi duâ eder, cemaat de "Amin" diye haykırır. Duâ esnasında ağlayan bebekler analarına verilmez, kuzu ile koyunu sürüden ayırarak melemesi sağlanır. Kuzular meleşirler ve çocuklar da "Ver Allah’ım ver" diye yalvarırlar.

Gerek bunlar gerekse dış elbiselerin tersinin giyilmesi hüzünlü bir tablo oluşturmak ve duânın kabulü için acı bir manzara göstermek içindir. Cuma namazı camide kılındıktan sonra yağmur duâsına gelindiyse duâ bitince iki veya dört rekat namaz kılınır, tevbe-istiğfar edilir, tekbir getirilir ve Kur'an okunur. Bundan sonra çuvallardaki taşlar, dere, sulama kanalı, değirmen suyu gibi yerlere boşaltılır. Bazı gençler de, kalplerinin temizliğine inanmadıkları kimseleri tutup yakınlarındaki suya atarak ıslatırlar. Bütün bunlardan sonra ortaklaşa alınan bir keçi kurban edilir. Kurban eti yemeklerde kullanılır. Pişen yemekler yendikten sonra evlere dönülür.

Eskiden Isparta'da, Tekke Mahallesi'nde "Hızır Abdal" türbesinin karşısında kabri bulunan "Leblebici Baba"ya hayatında halk müracaat etmiş. Leblebici Baba "Allah hepimizin halini bilir, önce mâlum olan bir şeyi feryatla tekrar istemek doğru değildir. Bakkalın birisi bir tepsi üzerine biraz tereyağı koysun. Ne kadar çocuk varsa başına toplansın, tepsiyi "Yağ, yağ" diye haykırarak çarşıyı, mahalleleri dolaştırsın.

Çocuklar da yağ, yağ diye durmadan bağırsınlar. Rabbimiz beha Tanrısı değil, bahane Tanrısıdır. Elbette muhtaç olduğumuz yağmuru ihsan eder" demiş. Bunu böylece yapmışlar, hemen yağmur yağmaya başlamış olduğunu söylerler. Bunu bilenler, yağmur duâsına çıkmadan önce bu olayı hatırlatan bazı şeyler yaparlar:

Bir grup çocuk, ellerine uçlarına bez bağlanmış iki tane çubuk alarak, mahalledeki evleri dolaşmaya başlar. Evlerden yağ, bulgur, pekmez, para, soğan, un, irmik, şeker toplarlar. En son evde evin hanımına bunları pişirterek topluca yerler. Bundan sonra yağmurun yağmasını beklerler. Çocuklar evleri dolaşırken;

Yağ yağ yağmur
Teknede hamur
Bahçede çamur
Ver Allah’ım ver
Gani gani yağmur

sözlerini ezgili olarak söylerler.

Yörede, yağmur duâsının Allah tarafından mutlaka kabul edileceğine ve duâdan sonra herhalde yağmur yağacağına inanılır. Eğer duâdan sonra yine yağmur yağmazsa "duâ edenler arasında fenalar/kötüler varmış, Allah onun için duâmızı kabul buyurmadı" denir. Bundan sonra gelecek mahsul zamanına kadar uzak ve yakın yerlerden yiyecekler alınır.

 
   
 
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Sigaraya  Hayir



IP adresi

Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

|| C ¤ ||ÖZKAN CENGİZ ||C ¤ ||SEVDAMIZ ISPARTA İLİ YALVAÇ İLÇESİ TIRTAR KÖYÜ ||C ¤ || http://www.tirtar.tr.gg || C ¤ || Ziyaret ETTİGİNİZ İÇİN TEŞEKÜREDERİM. || C ¤ ||

||C ¤||Aşağı TIRTAR KÖYÜ VE Yukarı TIRTAR KÖYÜ WEB SİTESİ SAYGILAR VE SEVGİLER TÜM HEMŞERİLERİME ||C ¤ ||